Fizyoterapi Ağrılı Mıdır? Ağrılı Olmalı Mıdır?

Fizyoterapi, hareket bozukluklarını tedavi etmek, ağrıları hafifletmek ve vücut fonksiyonlarını iyileştirmek amacıyla uygulanan bir tıbbi rehabilitasyon yaklaşımıdır. Ancak, fizyoterapinin ağrıyla ilişkisi karmaşık bir konudur. Bu yazıda, fizyoterapinin ağrıyla nasıl ilişkilendiğini ve ağrının tedavi sürecindeki rolünü derinlemesine ele alacağız.

Önce gelin ağrıyı tanımlayalım:

  • Ağrı, vücudun bir zarara veya dengesizliğe tepki olarak algıladığı bir duyudur.
  • Sinir uçlarının zarar görmesi veya tahriş olması sonucu beyine iletilen bir sinyaldir.
  • Ağrı, genellikle bir hastalık, yaralanma veya doku hasarı gibi bir problemi işaret eder.

Akut Ağrı:

  • Akut ağrı, ani bir yaralanma, ameliyat veya hastalık sonucu oluşur.
  • Genellikle kısa süreli ve belirgin bir nedeni vardır.
  • İyi bir tanı ve uygun tedavi ile genellikle düzelme eğilimindedir.
  • Örnek olarak, aniden çıkan bir sırt ağrısı veya cerrahi sonrası hissedilen ağrı akut ağrıya örnektir.

Subakut Ağrı:

  • Subakut ağrı, akut ağrının iyileşmesine rağmen devam eden ağrıdır.
  • Akut ağrının geçiş dönemi olarak da düşünülebilir.
  • Akut ağrıya göre daha uzun sürebilir, ancak kronik ağrının sürekliliğine sahip değildir.
  • Örneğin, bir yaralanma sonrası ağrının iyileşmeye başladığı dönemde hissedilen ağrı subakut ağrıya örnektir.

Kronik Ağrı:

  • Kronik ağrı, genellikle altı aydan uzun süren sürekli veya sık sık tekrarlayan ağrıdır.
  • Akut ağrının iyileşme dönemi yerine süregelen bir durumu ifade eder.
  • Altta yatan bir hastalık, yaralanma veya hasarın sonucu olarak ortaya çıkabilir.
  • Kronik ağrı, fiziksel ve duygusal yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilir.
  • Örnek olarak, osteoartrit (kireçlenme) ağrısı kronik ağrıya örnektir.

Kısacası, ağrı vücudun bir uyarı mekanizması olarak ortaya çıkar ve genellikle bir problemi işaret eder. Akut ağrı ani ve belli bir nedene bağlı olarak ortaya çıkar ve genellikle kısa süreli olur. Subakut ağrı akut ağrının iyileşme dönemi olarak düşünülebilirken, kronik ağrı uzun süreli ve sık sık tekrarlayan bir ağrı durumunu ifade eder. İyileştiremediğimi tüm ağrılar kronikleşir. Her tür ağrının etkili yönetimi, hastanın yaşam kalitesini ve yaşama dâhil olmasını önemli ölçüde etkileyebilir.

Fizyoterapi ve Ağrı: Rehberlik ve İyileştirme

Fizyoterapistler, ağrıyı sadece bir semptom olarak görmek yerine, bir rehber olarak kabul ederler. Ağrı, vücudun bir problemi işaret eden bir sinyaldir ve fizyoterapistler bu sinyali çözümlemek ve tedavi yaklaşımlarını buna göre belirlemek için kullanır. Fizyoterapi süreci, ağrının altında yatan nedenleri anlamayı ve bu nedenleri ele alarak hastanın sağlığını iyileştirmeyi hedefler.

Ağrının Tedavi Sürecindeki Rolü

Fizyoterapi sürecinde ağrı, hastanın mevcut durumunu anlamak ve tedavi planını kişiselleştirmek için önemli bir araç olarak kullanılır. Fizyoterapistler, hastanın ağrı seviyesini değerlendirir ve tedavi planını oluştururken hastanın toleransını göz önünde bulundurur. Ağrı, vücudun hangi bölgesinde sorun/lar olduğunu belirlemede ve hangi tedavi yönteminin en etkili olabileceğini anlamada bir rehber olarak kullanılır. Fizyoterapistler, ağrının tedavi sürecinde pozitif bir rol oynayabileceğine inanır. Örneğin, bir travma sonrası rehabilitasyon sürecinde, tedavi süreci bazen hafif bir rahatsızlık hissi veya ağrı ile başlayabilir. Ancak fizyoterapistler, bu ağrının kontrollü bir şekilde yönetilmesini sağlar ve tedavi planını ağrı seviyesi azaldıkça iyileşmeyi destekleyecek şekilde ayarlar.

Fizyoterapide Ağrı Tedavisinin Evrimi

Fizyoterapide ağrı tedavisi, geçmişten günümüze büyük bir evrim geçirmiştir. Teknolojinin ve tıbbi bilginin ilerlemesi, fizyoterapistlere daha etkili ve kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımları geliştirmek için yeni araç ve yöntemler sunmuştur.

Geçmiş Dönemlerde Ağrı Tedavisi

Geçmişte, fizyoterapi genellikle ağrının semptomatik tedavisine odaklanmıştır. Temel amaç, ağrıyı hafifletmek ve hastaların günlük yaşamını sürdürebilmesini sağlamaktı. Bu dönemde elektrofiziksel ajanlarla sıcak tedavisi gibi temel yaklaşımlar yaygındı. Ancak, altta yatan nedenleri tespit etme ve ağrıyı kökten çözme konusundaki bilgi ve teknolojik olanaklar sınırlıydı.

Günümüzdeki Ağrı Tedavisi Yaklaşımları

Günümüzde, fizyoterapide ağrı tedavisi büyük ölçüde gelişmiş ve çeşitlenmiştir. İşte bazı güncel ağrı tedavisi yaklaşımları:

  1. Manuel Terapi: Günümüzde, manuel terapi yöntemleri daha duyarlı ve kişiselleştirilmiş hale gelmiştir. Fizyoterapistler, manuel terapi tekniklerini kullanarak kas ve eklemlerin fonksiyonunu iyileştirmek için hassas ve kontrollü hareketler gerçekleştirir. Manuel terapi uygulamalarını fizyoterapistler hastanın uygunluğuna göre yapar ve illâ ki ses duyulması gerekmez. Bazı hastalık durumlarında (kırık, kanser, akut kanama vb) manuel terapi uygulanmaz.
  2. Egzersiz Terapisi: Egzersizler, ağrı tedavisinde temel bir rol oynamaya devam eder. Artık günümüzde, hastanın durumuna özgü özelleştirilmiş işlevsel egzersiz programlarına yer verilmektedir. Bu egzersizler, kasları güçlendirmek, hareket açıklığını artırmak ve postürü düzeltmekle kalmaz günlük/spor aktivitelerinde kişinin sıkça yaptığı hareketleri yani fonksiyonunu da geliştirir. Bir kliniğe gittiğinizde elinize fotoroman içerikli standart egzersizlerin olduğu bir kağıt tutuşturuluyorsa, kağıdı yavaşça bırakıp hızla oradan uzaklaşın.
  3. Yumuşak Doku Tedavileri: Yumuşak doku tedavileri, kas spazmlarını hafifletmek ve dokuların esnekliğini artırmak için geliştirilmiş manuel terapi teknikleri ile yapılmaktadır. Tetik nokta tedavisi, transvers friksiyon, ASTYM, Graston ve manuel lenfatik drenaj gibi yöntemler kullanılmaktadır.
  4. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT): Ağrının fiziksel yanıtlarının yanı sıra, bilişsel ve duygusal etkenler de ağrıyı etkiler. BDT, hastaların ağrıyla nasıl başa çıkacaklarını ve ağrıya verdikleri tepkileri yönetmeyi öğrenmelerinde yardımcı olabilir.

Ağrıyla ilgili özet notlar:

  1. Ağrıyı kesmeye değil, hastalığı iyileştirerek ağrının azalmasına odaklanıyoruz.
  2. 10 üzerinden 4 ilâ 6 arasındaki ağrı şiddetini, tedavi edici ağrı şiddeti olarak kabul ediyoruz. Yaralanmış dokunun/hücrenin ihtiyacı olan şey/şeylerin gönderilmesi için ağrı şarttır. Ağrı varsa iyileşme devam ediyor demektir.
  3. Manuel terapi sonrası genlede ağrı oluşmaz (bazı teknikler hariç).
  4. Egzersiz sonrasında ağrı hissedilebilir, bu ağrı eklemde değil kasta olur. Aslında fiyzoterapi sonrası istenen /beklenilen ağrı eklemde olmaz/olmamalıdır.
  5. Fizyoterapi uygulamalarından sonra gelişen ağrının 24 saat azalarak kaybolmasını bekleriz.
  6. Ağrının tedavi sonrasında hâlâ devam ediyor ve /veya arttıysa ya durumunuz fizyoterapi için uygun değildir ya da bir şeyler doğru gitmiyordur.
  7. Soğuk uygulama ağrıyı geçici olarak azaltabilir. İlk 3 gün önermiyoruz, sonrası için günde 3 kez, 15-20 dakikalık uygulamalar yaralanmış bölgenin dolaşımını düzenleyerek hem iyileşmeye destek olur hem de ağrınızı kontrol altında tutar. Ben kliniğimde soğuk uygulamayı dolaşım düzenlemesi için öneriyorum, ağrıyı azaltmak için değil. 13.5 dakika soğuk uygulamasından sonra damarların pompalama etkisi ile ödemi dağıttığına dair çalışmalar bizi bu yönteme yöneltti.

Özel bir paragraf da, hakkında bir sürü çelişkili çalışma olan bantlamaya gelsin: Bantlama teknikleri, özellikle spor yaralanmaları veya bazı durumların yönetimi gibi alanlarda ağrıyı kontrol etme üzerinde etkili olabilir. Ben kendi klinik uygulamalarımda bantlamaya yer veriyorum. İşte bantlama tekniklerinin ağrı kontrolü üzerindeki etkilerini açıklayan bazı noktalar:

  1. Destek ve Stabilite Sağlama: Bantlama teknikleri, yaralanmış veya zayıf olan bölgelere destek ve stabilite sağlamada etkili olabilir. Bu, kas ve eklemlerin daha iyi hizalanmasına yardımcı olabilir, böylece ağrının azaltılmasına ve hareket sırasında daha iyi kontrol sağlanmasına yardımcı olabilir.
  2. Lenfatik Drenajı Artırma: Bantlama teknikleri, lenfatik drenajın artırılmasına yardımcı olabilir. Bu, şişlik ve ödem gibi durumları azaltabilir, buna bağlı olarak ağrıyı kontrol altına alabilir.
  3. Kas Gerginliğini Azaltma: Bantlar, kas gerginliğini azaltmaya yardımcı olabilir. Doğru bir şekilde uygulandığında, bantlar kasların doğru pozisyonda kalmasına ve gerginliğin azalmasına yardımcı olabilir, bu da ağrının kontrolüne katkı sağlayabilir.
  4. Dolaşımı Artırma: Bantlar, kan dolaşımını artırabilir. Daha iyi dolaşım, yaralanmış veya ağrılı bölgeye daha fazla oksijen ve besin maddesi taşınmasına yardımcı olabilir, bu da iyileşmeyi hızlandırabilir ve ağrıyı kontrol altında tutabilir.
  5. Propriyoseptif Etkiler: Bantlama, cildin ve kasların yüzeyel uyarılmasını sağlayabilir. Bu, propriyoseptif etkileri artırabilir, yaralanmış bölgedeki duyusal girdileri değiştirerek hareket ve duruş kontrolünü geliştirerek ağrı kontrolüne katkı sağlayabilir.
  6. Sinir Yollarını Modüle Etme: Bantlama teknikleri, sinir uçlarına inhibe veya stimüle ederek sinir yollarını modülasyonuna yardımcı olabilir. Bu, ağrı sinyallerinin beyne iletimini değiştirebilir ve ağrının kontrol edilmesine yardımcı olur.

Sonuç olarak, fizyoterapide ağrı tedavisi büyük ölçüde gelişmiş ve kişiselleştirilmiştir. Günümüzdeki teknolojik olanaklar ve bilimsel ilerlemeler, fizyoterapistlere daha etkili ve kapsamlı tedavi yaklaşımları sunmuştur. Tedavi, hastaların ağrısını tetiklememeyi ve aynı zamanda iyileşme sürecini ağrının rehberliğinde izlemeyi amaçlar.

Kliniklerde ağrı oluşturan, hastaları ağlatan/bağırtan tedavi yöntemlerinden çok uzaklaştık. Dışarıdan oluşturulan ağrı da kas-spazm-ağrı döngüsünü güçlendiriyor çünkü. Asla istemiyoruz. Tabii bunun da istinası var… Tendon tedavisinde kullandığımız egzentrik eğitimle kasta ağrı oluşur. Bu ağrı iyileşmeyi tetikleyen bir mekanizmanın gelişmesi nedeniyledir.

Ağrıyı kesen değil, ağrıyı iyileştiren tedavileri seçin.

Prof.Dr. Defne Kaya Utlu tarafından yayımlandı

23 Aralık 1976 yılında Cide/Kastamonu’da doğmuştur. Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nü 1999’da bitirdi. Aynı yıl, Hacettepe Üniversitesi’nde lisansüstü eğitimine ve araştırma görevlisi olarak Erken Ortopedik Rehabilitasyon Ünitesi’nde çalışmaya başladı. Ekim 2002 yılında “Yüksek Voltaj Kesikli Galvanik Stimulasyon ve Patellar Bantlamanın Patellofemoral Ağrı Sendromu Üzerine Etkisi” konulu tezini tamamlayıp bilim uzmanlığını alarak doktora programına başladı. 2007 yılında, Birleşik Krallık’ın onursal araştırıcısı olarak, Manchester Üniversitesi Center For Rehabilitation Science’da yürütülen “Optimizing Physiotherapy in the Treatment of Patellofemoral Pain Syndrome” konulu üniversite projesinde ve kendi dizaynı olan dizliğin patellofemoral ağrı sendromlu hastaların kas inhibisyonu üzerine etkinliğini araştırdıkları projede 6 ay süresince araştırmacı olarak çalıştı. 2008′de “Patellofemoral Ağrı Sendromunda Kas Kuvveti, Fonksiyonel Endurans, Koordinasyon ve Propriyosepsiyon” konulu tezini bitirerek doktorasını tamamladı. Eylül 2008′de Münih Teknik Üniversitesi “Abteilungund Poliklinik für Sportorthopadiedes Klinikumrechts der Isar der TUM” da rotator kılıf ve medial patellofemoral ligament cerrahisi sonrası fizyoterapi üzerine çalıştı. Sports Health yayımlanan “The Effect of an Exercise Program in Conjunction With Short-Period Patellar Taping on Pain, Electromyogram Activity, and Muscle Strength in Patellofemoral Pain Syndrome” isimli makalesi 2010 yılında “Avustralya Spor Komisyonu” tarafından okunması gereken 100 makale arasına seçilmiştir. 2010 ve 2012 yıllarında ikişer ay Manchester Üniversitesi Centre for Rehabilitation Science Arthritis Research UK ‘de gözlemci olarak çalıştı.12-16 Ekim 2010 tarihlerinde Antalya’da düzenlenen X. Türk Spor Yaralanmaları, Artroskopi ve Diz Cerrahisi kongresinde “Profesyonel basketbol oyuncularında propriyosepsiyon, kas kuvveti ve serbest atış yüzdesi arasındaki ilişki” başlıklı çalışması ile uzun süredir verilmeyen “en iyi sözel sunum & genç araştırmacı destek ödülü”nü almıştır. 2009 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Spor Hekimliği’nde öğretim görevlisi olarak çalışmaya başlamıştır. Dr. Kaya Utlu, 2013 yılında Doçent, 2018 yılında Profesör unvanını almıştır. 30’u SCI’da taranan dergilerde yayımlanan çok sayıda uluslararası ve ulusal yayını vardır. 2017 yılında Erasmus kapsamında Manchester Metropolitan Üniversitesi ve Manchester City Futbol Kulübünde (İngiltere), 2019 yılında South-West Üniversitesinde (Bulgaristan) eğitimci olarak bulunmuştur. OMICS Group International tarafından hazırlanan ve şu an basım aşamasında olan “Proprioception: The Forgotten Sixth Sense” isimli İngilizce kitabın editörü ve yazarlarındandır. Ayrıca Springer Verlag tarafından ikinci edisyonu yayımlanan “Sports Injuries - Prevention, Diagnosis, Treatment and Rehabilitation” isimli İngilizce kitabın yardımcı editörlerinden ve yazarlarındandır. Springer tarafından Mayıs 2018 tarihinde yayımlanan “Proprioception in Orthopaedics, Sports Medicine and Rehabilitation” kitabın baş editörüdür. Dr.Kaya Utlu, Türkiye Spor Yaralanmaları, Artroskopi ve Diz Cerrahisi Derneği’nin Ortopedik Rehabilitasyon &Spor Hekimliği, Propriyosepsiyon ve Çoklu Merkez Çalışmaalt çalışma gruplarının kurucu üyesidir. Dr.Kaya Utlu, 2015-2020 yılları arasında Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi Rehabilitasyon Kurucu Bölüm Başkanı, 2017-2020 yılları arasında Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Fizyoterapi Rehabilitasyon Kurucu Program Başkanı ve 2015-2020 yılları arasında Üsküdar Üniversitesi Fizyoterapi Rehabilitasyon Uygulama, Eğitim ve Araştırma Merkezi (ÜSFİZYOTEM) bünyesinde açılan NP Feneryolu Tıp Merkezi içinde yer alan Fizyoterapi Rehabilitasyon Merkezi Kurucu Müdürü olarak çalışmıştır. Dr.Kaya Utlu, Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi bünyesinde 2016-2018 yılları arasında dekan yardımcılığı, 2017-2020 yılları arasında Üsküdar Üniversitesi Girişimsel Olmayan Etik Kurul Üyeliği yapmıştır. Bursa Uludağ Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi Rehabilitasyon Kurucu Bölüm Başkanı olarak 2022 yılına kadar çalışan Dr. Kaya Utlu şu an Sağlık Bilimleri Üniversitesi'nde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. İlgi alanları: Patellofemoral ağrı sendromu (ön diz ağrısı), ön çapraz bağ yaralanmaları ve cerrahisi, kıkırdak sorunları ve cerrahisi, menisküs yaralanma ve cerrahisi, omuz rotator kılıf patolojileri ile aşil tendon yaralanma ve cerrahisi sonrası spor ve ortopedik rehabilitasyon teknikleri

Bir Cevap Yazın

Prof.Dr. Defne Kaya Utlu sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin