Beyin için en iyi beş egzersiz

Beş Farklı Tip Egzersiz, Beyinde Farklı Fonksiyonları Geliştiriyor.

Kas iskelet sisteminizi geliştirmek, kalbinizi daha güçlü bir hale getirmek için gün içinde en az 30 dakika tempolu yürümenizi ve haftada en az 3 gün egzersiz yapmanızı öneriyorum. Çünkü yürüdüğünüzde kalbinizi daha güçlü hale getirir, karın yağlarınızdan kurtulur, ağırlık ile egzersiz yaptığınızda kas ve kemiklerinizi güçlendirir, yoga yaparsanız hem ruhunuzu sakinleştirir, kendinize dönersiniz hem de kaslarınızın boyunu uzatırsınız. Uzun yıllar sağlıkla yaşamak için fiziksel aktivite çok kıymetli bir mücevher gibi hep yaşamınızda olmalı. Peki egzersizi sadece bunlar için mi yapmalıyız?

Eski çalışmalar özellikle aerobik egzersizin, beyne daha fazla oksijen ve büyüme faktörü taşındığını böylelikle demans ve depresyonu azalttığını ayrıca hafızayı da güçlendirdiğini belirtmekteydi. Yeni çalışmalar ise egzersizin beyindeki bazı fonksiyonları çok ciddi oranda geliştirdiğini gösteriyor. Hem çocuklarımızın gelişimini üst seviyede tutmak hem de hızla geçen yaşamda beynimizi sağlıklı kılmak için harika bir haber değil mi bu?

Hem kendimize hem de sağlığımıza yaptığımız egzersiz yatırımı bakın beyinde neler yapıyor? En az 30 dakika boyunca şu egzersizlerden birisini yaptığımızda beynimizde neler oluyor: Yüksek yoğunlukta interval antrenmanı, aerobik egzersiz, ağırlık antrenmanı, yoga, spor veya spora özgü aktivite.

Yüksek yoğunlukta interval antrenmanı: Belirlenen farklı hız ve dinlenme aralığından oluşan ve %80-95 aerobik kapasitede yapılan egzersiz Hipotalamusumuzu uyarır: İştahımızı kontrol altına alırız. Kilo kontrolü için harika bir şey bu. Hipotalamusun ayrıca kontrolsüz istek ve bağımlılığa da olumlu etkisi var. Madde kullanım bozukluğu (alkol, uyuşturucu, sigara vb) tedavisinde yüksek yoğunlukta interval antrenmanı güzel bir seçenek olabilir. Unutmamakta fayda var, hipotalamusunuzu uyaran yüksek yoğunlukta interval antrenmanını bir yaşam felsefesi haline getirerek, beyninizi yaşınızdan daha genç bir beyin gibi çalışmasını sağlayabilirsiniz.

Aerobik egzersiz: Yürümüş, koşu, yüzme, bisiklet gibi aktiviteler aerobik egzersiz için uygundur ve uygun sürede ve tempoda yaptığımızda Hipokampusumuzu uyarır: Hafıza ve yön bulmada görevli olan hipokampus aynı zamanda hareketlerin davranış biçimine dönüşmesine çalışan limbik sisteminde de rol alır. Haftada üç gün aerobik egzersiz yapan kişilerde hipokampüslerinin daha geniş, hafıza testlerinin daha iyi olduğu gösterilmiştir. Hipokampusun Alzheimer’da ilk etkilenen bölgeden biri olduğunu da vurgulamak isterim. Ayrıca aerobik egzersizin, özellikle tempolu yürüyüşün, dikkat dağınıklığı ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklarda çok etkin sonuçlar aldığını gösteren çalışmalar bulunmaktadır.

Ağırlık kaldırma: Hem kendi vücut ağırlığınızla hem de kum torbası, elastik bantlar, ağırlık ekipmanları, egzersiz istasyonlarında kaslarınızı kuvvetlendirmek için yaptığınız ağırlık antrenmanları beynimizin ön kısmındaki Prefrontal korteksi uyarır: Kompleks düşünme, problem çözme, akıl yürütme, birden fazla işle uğraşmadan sorumlu prefrontal korteks, en üst düzeydeki davranışların bütün bileşenlerinin bağlantılarını yapar ve onları bütünleştirir, duyu ve kas iskelet sistemi arasındaki geri bildirim döngülerini ve bağlantılarını sağlar. Sınavlara hazırlanan çocuklar için aerobik egzersizin başarı için harika bir yardımcı olacağını düşünüyorum. Ağırlık kaldırma ve aerobik egzersizleri kombine ederseniz insülin benzeri büyüme faktörünün salınmasını uyarırsınız. Bu da beyin hücreleri arasındaki iletişimi geliştirir, yeni nöron ve kan damarlarının gelişmesini sağlar.

Yoga: Yoga yaptığımızda beynimizde üç ayrı bölge etkilenir: 1) Beynin ön tarafında bulunan ve bilinçli düşünme, dikkat, plan yapma, dürtülerin kontrolü gibi bir çok önemli fonksiyondan sorumlu Frontal lob, 2) Arzu ve nefret, gurur ve aşağılama, suçluluk ve özür dileme gibi sosyal duyguların kaynağı olan, ahlaki içgüdü, empati ve müziğe karşı duygusal tepkiyi arttırmada görevi olan, aynı zamanda vücudun taleplerine de cevap veren (çok açken ikinci bir sandviç yemek istememiz, üzgünken sigara ya da kokaine sığınmak gibi) duygu ve düşüncelerin bütünleştiği alan olan İnsula, 3) Korku ve anksiyete başta olmak üzere duygu denetiminden sorumlu olan Amigdala. Zaten Sanskrit dilinde de yoga, “kontrol etmek”, “boyunduruk altına almak”, “kavuşma”, “bir araya gelme”, “birlik”, “karşılaşma”, “yöntem” veya “birleştirmek” anlamına gelen “yuj” sözcüğünden türemiştir. Beyindeki bu çoklu merkez bölge uyarılarının etkisi ile o yüzden yoga bizi dengeler, güçlendirir, günlük yaşamın kalitesini artırır ve bedenimizi hem ruhsal olarak hem de fiziksel olarak uyandırır, düzenli uygulayan kişiler bedensel, zihinsel ve ruhsal anlamda bir bütünlük hissi ile yaşama sarılırlar. Bu stresli ve yoğun iş temposunda harika bir “antidepresan” değil mi? Üstelik hiçbir yan etkisi de yok.

Spor ya da spora özgü aktivite: Spor yapmak için sadece kassal kuvvet yeterli değildir. Hem bedenen hem de zihinsel olarak birçok fonksiyona sahip olmak gerekmektedir. Bunun tam tersi, spor yapmak hem bedeni hem de zihnimizi geliştirir. Bunu nasıl yapar: Yoga beyinde dört önemli bölgeyi etkiler: 1) Kompleks düşünme, problem çözme, akıl yürütme, birden fazla işle uğraşmadan sorumlu Prefrontal korteksi, 2) Dikkat, karmaşık hareketlerin uygulanması ve yönetilmesi, aktivite-hareket ve işler arasında geçişlerin kontrolü, hareketin hızının kontrolü, yavaşlama ve baskılama gibi çok önemli fonksiyonlardan sorumlu Bazal ganglionu, 3) Beynimizin yan kısmını oluşturan ve çeşitli duyu organlarından gelen bilgileri birleştirmede önemli rol oynayan, ayrıca nesnelerin kullanılması ve bazı mekansal görüş işlemelerinde görevi olan Parietal lobu, 4) Vücudun denge organı olan ve dikkatin sağlanmasında da etkin olarak çalışan Serebellumu (yani beyinciği). Geniş hipokampus ve bazal ganglion alanına sahip çocukların daha dikkatli olduğu, davranışlarını daha iyi kontrol ettiği, çoklu iş ve fonksiyonları geliştirmede yaşıtlarına oranla daha başarılı ve üstün olduğu günümüz çalışmalarında vurgulanan önemli bulgulardandır. Çocuklarımızı, yalnızca fiziksel olarak değil, zihinsel, bilişsel, duyusal ve davranışsal gelişimini artırmak amacıyla uygun spor dalına yönlendirmek, onlara bırakılabilecek en büyük miras olacaktır.

Aktif bir yaşam, istediğiniz/keyif aldığınız herhangi bir egzersiz veya sporu yaparak, kendinize sağlayabileceğiniz harika bir yatırımdır. Egzersiz ve spor ancak etkin ve doğru yöntemlerle yapıldığında sağlığınıza katkı verir, yanlış ve yetersiz egzersizler daha çok yaralanma ve hastalığa davetiye çıkarır. Sağlıklı mutlu bir yaşam için, size doğru, etkin ve sağlıklı egzersiz reçetesini verecek tek kişi olan fizyoterapistinize danışın. Sağlığın hareketle yaşamınıza girmesine vesile olan tüm fizyoterapistlerin “8 Eylül Dünya Fizyoterapi Gününü” kutluyor, Dünyada hak ettiği değer ve önemi ülkemizde de bir an önce kazanmasını diliyorum. Sağlığınız için hareket edin, bunu yaparken de kendinizi doğru ve yetkin ellere teslim edin… Sağlık ve sevgi ile kalın.

#beyin #egzersiz #aktivite #spor #sağlıklıyaşam #hareket #yaşlılık #fizyoterapi #8eylül #profdrdefnekaya #defnehocaanlatıyor #profdrdefnekayailesağlıklıyaşam

Prof.Dr. Defne Kaya Utlu tarafından yayımlandı

23 Aralık 1976 yılında Cide/Kastamonu’da doğmuştur. Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nü 1999’da bitirdi. Aynı yıl, Hacettepe Üniversitesi’nde lisansüstü eğitimine ve araştırma görevlisi olarak Erken Ortopedik Rehabilitasyon Ünitesi’nde çalışmaya başladı. Ekim 2002 yılında “Yüksek Voltaj Kesikli Galvanik Stimulasyon ve Patellar Bantlamanın Patellofemoral Ağrı Sendromu Üzerine Etkisi” konulu tezini tamamlayıp bilim uzmanlığını alarak doktora programına başladı. 2007 yılında, Birleşik Krallık’ın onursal araştırıcısı olarak, Manchester Üniversitesi Center For Rehabilitation Science’da yürütülen “Optimizing Physiotherapy in the Treatment of Patellofemoral Pain Syndrome” konulu üniversite projesinde ve kendi dizaynı olan dizliğin patellofemoral ağrı sendromlu hastaların kas inhibisyonu üzerine etkinliğini araştırdıkları projede 6 ay süresince araştırmacı olarak çalıştı. 2008′de “Patellofemoral Ağrı Sendromunda Kas Kuvveti, Fonksiyonel Endurans, Koordinasyon ve Propriyosepsiyon” konulu tezini bitirerek doktorasını tamamladı. Eylül 2008′de Münih Teknik Üniversitesi “Abteilungund Poliklinik für Sportorthopadiedes Klinikumrechts der Isar der TUM” da rotator kılıf ve medial patellofemoral ligament cerrahisi sonrası fizyoterapi üzerine çalıştı. Sports Health yayımlanan “The Effect of an Exercise Program in Conjunction With Short-Period Patellar Taping on Pain, Electromyogram Activity, and Muscle Strength in Patellofemoral Pain Syndrome” isimli makalesi 2010 yılında “Avustralya Spor Komisyonu” tarafından okunması gereken 100 makale arasına seçilmiştir. 2010 ve 2012 yıllarında ikişer ay Manchester Üniversitesi Centre for Rehabilitation Science Arthritis Research UK ‘de gözlemci olarak çalıştı.12-16 Ekim 2010 tarihlerinde Antalya’da düzenlenen X. Türk Spor Yaralanmaları, Artroskopi ve Diz Cerrahisi kongresinde “Profesyonel basketbol oyuncularında propriyosepsiyon, kas kuvveti ve serbest atış yüzdesi arasındaki ilişki” başlıklı çalışması ile uzun süredir verilmeyen “en iyi sözel sunum & genç araştırmacı destek ödülü”nü almıştır. 2009 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Spor Hekimliği’nde öğretim görevlisi olarak çalışmaya başlamıştır. Dr. Kaya Utlu, 2013 yılında Doçent, 2018 yılında Profesör unvanını almıştır. 30’u SCI’da taranan dergilerde yayımlanan çok sayıda uluslararası ve ulusal yayını vardır. 2017 yılında Erasmus kapsamında Manchester Metropolitan Üniversitesi ve Manchester City Futbol Kulübünde (İngiltere), 2019 yılında South-West Üniversitesinde (Bulgaristan) eğitimci olarak bulunmuştur. OMICS Group International tarafından hazırlanan ve şu an basım aşamasında olan “Proprioception: The Forgotten Sixth Sense” isimli İngilizce kitabın editörü ve yazarlarındandır. Ayrıca Springer Verlag tarafından ikinci edisyonu yayımlanan “Sports Injuries - Prevention, Diagnosis, Treatment and Rehabilitation” isimli İngilizce kitabın yardımcı editörlerinden ve yazarlarındandır. Springer tarafından Mayıs 2018 tarihinde yayımlanan “Proprioception in Orthopaedics, Sports Medicine and Rehabilitation” kitabın baş editörüdür. Dr.Kaya Utlu, Türkiye Spor Yaralanmaları, Artroskopi ve Diz Cerrahisi Derneği’nin Ortopedik Rehabilitasyon &Spor Hekimliği, Propriyosepsiyon ve Çoklu Merkez Çalışmaalt çalışma gruplarının kurucu üyesidir. Dr.Kaya Utlu, 2015-2020 yılları arasında Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi Rehabilitasyon Kurucu Bölüm Başkanı, 2017-2020 yılları arasında Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Fizyoterapi Rehabilitasyon Kurucu Program Başkanı ve 2015-2020 yılları arasında Üsküdar Üniversitesi Fizyoterapi Rehabilitasyon Uygulama, Eğitim ve Araştırma Merkezi (ÜSFİZYOTEM) bünyesinde açılan NP Feneryolu Tıp Merkezi içinde yer alan Fizyoterapi Rehabilitasyon Merkezi Kurucu Müdürü olarak çalışmıştır. Dr.Kaya Utlu, Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi bünyesinde 2016-2018 yılları arasında dekan yardımcılığı, 2017-2020 yılları arasında Üsküdar Üniversitesi Girişimsel Olmayan Etik Kurul Üyeliği yapmıştır. Bursa Uludağ Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi Rehabilitasyon Kurucu Bölüm Başkanı olarak 2022 yılına kadar çalışan Dr. Kaya Utlu şu an Sağlık Bilimleri Üniversitesi'nde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. İlgi alanları: Patellofemoral ağrı sendromu (ön diz ağrısı), ön çapraz bağ yaralanmaları ve cerrahisi, kıkırdak sorunları ve cerrahisi, menisküs yaralanma ve cerrahisi, omuz rotator kılıf patolojileri ile aşil tendon yaralanma ve cerrahisi sonrası spor ve ortopedik rehabilitasyon teknikleri

Bir Cevap Yazın

Prof.Dr. Defne Kaya Utlu sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin