Omuz, geniş bir hareket aralığına izin veren yuva tipi bir eklemdir. Kemik yapıları, üst kol kemiği (humerus) ve kürek kemiğinin sığ boşluğunu (glenoid) içerir. Humerusun top şeklindeki başı, eklemin astarı (kapsül), bağlar ve kıkırdak yapıda oluşan çember (labrum) tarafından yuvaya tutulur.
Önceden normal olan bir eklem ciddi bir travma ile humerus başı zorla sublukse olabilir veya yerinden çıkabilir. Omuz subluksasyonu, humerus kısmen hızlı bir şekilde içeri ve dışarı kaydığında meydana gelir . Omuz çıkığı, humerus glenoidden tamamen çıktığında meydana gelir. Bir süre sonra omuz yerine girebilir veya tıbbi yardım ile tekrar yerine konması gerekebilir.
Omuz geniş bir hareket açıklığına sahipken, stabilitesini kaybedebilir. Aşağıdakiler omuz instabilitesine neden olan durumlardır:
Omuz subluksasyon ve çıkığı sırasında kapsül, bağlar veya labrum gerilebilir, yırtılabilir veya kemikten ayrılabilir. Humerus başı yerine geri döndüğünde bu yapılar, gelecekteki subluksasyon veya tekrarlı çıkık riskini artırabilecek gevşek veya gergin bir pozisyonda iyileşebilir. Birlikte daha fazla doku hasarı meydana gelebilir ve bu da gelecekteki instabilite eğilimini artırır.
Labrum yırtığı, labrum glenoidden yırtıldığında veya ayrıldığında omuz instabilitesine yol açabilir. Bu, bir omuz çıkığı, omuz travması veya tekrarlayan hareketlerin (beyzbol topu atmak gibi) bir sonucu olarak ortaya çıkabilir.
Genetik nedenlerle de, omuz instabilitesi olabilir. Bazı insanların bağ ve kapsülleri biraz gevşek olabilir. Bu omuz bağları için de geçerlidir. Herhangi bir travma olmaksızın veya nispeten küçük yaralanmalardan sonra instabilite meydana gelebilir. Bazı hastalarda eklemlerde gevşekliğe neden olan ve onları omuz instabilitesine yatkın hale getiren genetik bir hastalık da olabilir.
Omuz instabilitesinin bulguları nelerdir: Omuz ekleminde instabilitesi olan kişiler bazen omzun yuvasından çıktığını veya “kontrol edemediğini” hissedebilir. Bu genellikle ağrı ile ilişkilidir. Genellikle, bir top atmak veya vücudun arkasına uzanmak gibi belirli aktiviteler veya kolun pozisyonları ile tekrarlı boşluk/kontrolsüzlük hissi oluşabilir. Bazen de kol/omuz hareketlerinde azalma, şişme ve morarma görülebilir.
Omuz instabilitesi tanısı nasıl konulur: Tam bir fizik muayene ortopedist veya spor hekimi tarafından yapılmalıdır. Fizyoterapi değerlendirmesi ise hassas noktalarını kontrol etmek için palpasyonun yanı sıra hareket aralığının, kassal performansın ve işlevin belirlenmesini içerir.
Omuz instabilitesinin tedavisi: Omuzda ilk çıkık veya subluksasyon olduktan sonra, birkaç gün dinlenmek ve ağır faaliyetlerden kaçınmak önemlidir. Ciddi bir ağrı varsa, geçici immobilizasyon sağlamak için genellikle bir askı kullanılır – bazı hastalar için omuz breysi de bir seçenek olabilir. Ağrı ve şişlik geçtikten sonra eklem stabilitesini geliştirecek egzersizlere başlanır. Omzu dışa döndürme (dış rotasyon) hareketlerine 6-8 haftadan önce geçilmemelidir. Fizyoterapinin amacı, omuz hareketini yeniden sağlamak ve omuz çevresindeki kasların performansını artırmaktır. Güçlü kaslar, özellikle rotator manşet kasları, omzun yeniden yerinden çıkmasını veya sublukse olmasını önlemek ve korumak için gereklidir. Omzunun tam işlevi geri döndüğünde, hasta yavaş yavaş aktivitelerine dönebilir.
Ne zaman ameliyat olmalı: Tam omuz hareket ve gücü restore edildiği bir fizik tedaviye rağmen, omuz hala gevşek veya instabil olabilir. Bu durumda tedavi seçenekleri 1) aktivite modifikasyonu ve 2) cerrahiden oluşur. Aktivite modifikasyonu, belirli aktivitelerde instabilite yaşayan hastalar için bir seçenek olabilir. Bu hastalarda aktiviteden kaçınmak, tekrarlı subluksasyon veya çıkıkları önleyebilir.
Subluksasyon veya çıkığı tetikleyen aktivite veya sporları bırakmak istemeyen, rutin günlük aktiviteler (giyinme, uyuma vb.) veya iş sırasında instabilite gelişen hastalarda cerrahi tedavi düşünülür. Sıklıkla artroskopik tamir yapılmaktadır. Eklem kapsülü, bağlar ve labrum anestezi altında cerrah tarafından değerlendirilir ve gevşek/yırtılmış yapılar onarılır. Onarım, basit dikişler, ankorlara sabitlenen dikişlerle yapılabilir. Bu ankorlar kemiğe yerleştirilir ve bağ/labrum/kapsülü onarmak için kullanılan dikişleri tutar. Bu ankorlar kemikte kalıcı olarak kalır.
Cerrahi sonrası fizyoterapi nasıl olur: Ameliyattan sonraki iyileşme süreci, cerrahi işlemin türüne bağlıdır. Genellikle el, bilek ve dirsek hareket açıklığı ameliyattan sonraki gün başlar. Çoğu hasta ameliyattan sonraki 3-7 gün içinde yemek yemek için kollarını kullanabilir. Ameliyattan 1-4 hafta sonra fizyoterapist eşliğinde tedavi programı başlatılır. Tam hareket aralığı genellikle 6-8 hafta sonra kazanılır. Güç genellikle üç ay içinde geri döner. Araba sürmek bazen birkaç hafta alabilir. İş veya spor faaliyetlerine dönüş, o faaliyetin özel doğasına ve gereksinimlerine bağlıdır, ancak ağır işçiler veya üst düzey sporcular için bir yıl veya daha fazla sürebilir. Ameliyatla instabilitenin tekrarlama ihtimali düşüktür (% 3- 5) ve çoğu hasta önceki aktivite seviyesine dönebilir.
İki veya daha fazla omuz çıkığında, aktif sporcularda ve ağır işlerde çalışan genç hastalarda ilk çıkık sonrası cerrahi tedavi uygun seçenektir. Omuz çıkığının ister cerrahi ister konservatif tedavisinde manuel terapi ve egzersiz uygulamalarının kullanımı ile güzel sonuçlar elde etmekteyiz.
Sağlıcakla.

