Fiziksel aktivitenin çocukların büyümesi üzerinde olumlu ve olumsuz etkileri: Anne karnından ergenliğe

Kilo ve boy artışı olarak ölçülen vücut büyüklüğündeki artış olarak kabul edilen büyüme, çocukluk ve ergenlik döneminde temel sağlık göstergelerinden biridir. Büyüme, insanların en büyük biyo-psiko-sosyal kırılganlığı yaşadığı zamandır. Bu süreçte tıbbın görevi çocuğun genetik olarak belirlenmiş büyüme için tam potansiyeline ulaşmasını sağlamaktır. Henüz çalışmalarla tartışmalı olsa da, genetik kadar çocuğun büyümesini doğrudan veya dolaylı olarak etkileyen başka durumlar da vardır: Genetik, çevresel, beslenme, metabolik, hormonal ve psikoaktif faktörler, hastalıklılar ve fiziksel aktivite düzeyi gibi.
Fiziksel aktivite, enerji harcaması ile sonuçlanan, kaslarımızın çalışmasıyla vücudun yaptığı herhangi bir aktivite olarak tanımlanır. Fiziksel aktivite sırasında genellikle kalp hızında artış ve vücutta terleme görülür. Fiziksel egzersiz, tekrarlı ve fiziksel kondisyonun iyileştirilmesi/ sürdürülmesini amaçlayan, yapılandırılmış, organize edilmiş ve planlanmış bir fiziksel aktivite türü olarak kabul edilir.
Fiziksel aktivite, hem hastalıkların önlenmesi hem de hastalıkların tedavi ve rehabilitasyonu açısından bizlere çeşitli avantajlar sağlar. Çocuklukta uygulandığında bir alışkanlığa dönüşür ve çok anlamlı bir şey ortaya çıkar: Sağlıklı büyüme.
Bu yazıyı, fiziksel aktivitenin anne karnındaki yaşamdan bu yana çocuk ve ergenlerin kilo-boy büyümesi üzerine yararları ve zararlı etkileri hakkında güncel bilgileri sizlerle paylaşmak için derledim.

Hamilelik ve fetal büyüme sırasında fiziksel egzersiz
Yakın zamana kadar düşünülenden farklı olarak, bilim şimdi hamilelik sırasında fiziksel egzersizin güvenli olduğunu ve hem hamile kadına hem de çocuğa fayda sağladığını gösteriyor. Hamile kadında egzersiz ödem, sırt ağrısı, kabızlık, kaygı, uykusuzluk ve depresyon riskini azaltır. Ayrıca, ruh halini, mizacını iyileştirir ve normal doğumu destekler. Hamilelik öncesi hareketsiz olan hamile kadınlar için hafif ilâ orta şiddette; daha önce fiziksel olarak aktif olan hamile kadınlar için orta ilâ şiddetli yoğunlukta egzersizlerin güvenli olduğu artık su götürmez. İdeal olarak, su içi ve aerobik gibi düşük etkili egzersizler haftada en az üç kez yapılmalıdır.
Gebelik sırasında fizyoterapist kontrolünde yapılan fiziksel egzersizler, ileri yaş gebeliklerde yenidoğanı koruduğu ve düşük doğum ağırlığı riskini artırmadığı gösterilmiştir. Türü ve yoğunluğu ne olursa olsun, gebe tarafından yapılan fiziksel egzersizin yenidoğanın ağırlığını etkilemediği ve erken doğum riskini artırmadığı bilinmektedir.
Bununla birlikte fiziksel egzersiz yapan gebelerde, gebeliğin ikinci yarısında fiziksel aktivite uygulaması leptin hormonu (tokluk hormonu) ve serbest yağ asit (vücuttaki çoğu doku için önemli bir enerji kaynağı) seviyesini artırırken, büyüme faktörüne (insülin benzeri) ve fetal büyüme üzerine olumsuz bir etkisi olmadığını artık anlaşılmıştır.
Özetle yayınlar, hamilelik sırasında egzersiz yapmanın fetal büyümeyi değiştirmediğini ve yenidoğanın yeterli doğum ağırlığına katkıda bulunduğunu göstermektedir.

Prematüre bebekler için fiziksel egzersiz
Fizyoterapist tarafından prematüre bebekler için uygulanan fiziksel egzersiz, çocuğun büyümesine fayda sağlamaktadır.
Erken doğmuş bebeklerin büyümesi için pasif egzersizlerin olası yararlarını gösteren ilk çalışmalardan biri 2000 yılında gerçekleştirilmiştir. Günde beş ilâ on dakika boyunca yaptırılan fiziksel egzersizin bebeklerde kilo alımı ile kol uzunluğu, kemik kütlesi, kemik mineral içeriğinde ve yağsız kütlede artış sağladığını gösterilmiştir. Hatta yayınlar bu egzersiz seanslarına masajın da eklenmesini önermektedir.
Günde üç kez on dakika boyunca hem masaj hem de fizyoterapist kontrolünde planlanan fiziksel egzersizin prematüre bebeklerin kilo alımını (yağsız kas kütlesi, kemik mineral yoğunluğu ve arttırdığı bilinmektedir.

Okul öncesi çocukların fiziksel aktivitesi ve büyümesi
Okul öncesi çocuklarda fiziksel aktivite düzeylerini artırmaya yönelik egzersizlerin büyüme üzerinde olumlu etkileri vardır. Yaşamın ikinci haftası, ikinci, dördüncü ve 11. aydan itibaren sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivite (merdiven tırmanma, rampalar, koşma, pedal çevirme ve zıplamayı içeren oyunlar ve aktiviteler) yapılması boyda uzama ve kas kütlesinde artış sağlamakta.
Günde 15-20 dakika haftada beş gün, kinesiyolojik aktiviteler içeren egzersiz programı okul öncesi çocuklarda motor becerileri, kassal kuvveti, esnekliği ve koordinasyonu geliştirmektedir.
Fiziksel egzersizin okul öncesi çocukların büyümesi üzerindeki etkilerine ilişkin çalışmalar az olmakla birlikte, yaşamın erken döneminde başlayan fiziksel aktivitenin, kas, kemik ve yağ dokusu gibi bazı dokuları şekillendirdiği ve yaşam boyunca bir etki yarattığı artık su götürmez bir gerçektir.

Okul çağı çocuklarında fiziksel aktivite ve büyüme
Fiziksel güç egzersizleri doğrusal büyümeyi tehlikeye atabileceğinden, toplumumuzda çocukların spor salonlarına gitmemesi gerektiğine dair köklü bir inanç vardır. 7-12 yaş arası çocuklarda kuvvet veya direnç egzersizlerinin, antrenman yapan ve yapmayan çocukların lineer büyümesinde hiçbir olumsuz etkisinin olmadığı aksine vücut yağ oranını sağlıklı sınırlar içinde tuttuğu gösterilmiştir.
Rekabetçi spor (tenis, yüzme, hentbol ve jimnastik) dallarında da büyüme olumsuz etkilenmemektedir. Burada dikkat edilmesi gereken şey omurga gelişimini tamamlayana kadar tek elin baskın olarak kullanıldığı spor dallarına yönlendirilmemesi.
Yaşamın ilk aylarında başlanılan ve devam ettirilen fiziksel egzersiz, yaşam boyunca osteoporoz ve kırık riskini azaltmaya katkıda bulunur. Sıçrama ve hoplama hareketlerinin okul çağı çocuklarının kemik kütlesinde %4-5 artış sağladığı bilinmektedir.
Okul çağında basketbol oynayan çocukların, basketbol oynamayan ve başka herhangi bir spor yapmayanlara göre kemik ve kas kütlesinde daha fazla artış olduğu gösterilmiştir.
Okul çocuklarında fiziksel egzersizin büyüme üzerindeki etkisini ele alan az sayıda çalışma olmasına rağmen, kanıtlar kemik ve kas kütlesinde artış, boy uzamasında da olumsuz bir etkilenim olmadığını göstermektedir.


Sporcu ergenler
Basketbol antrenmanının boyu uzattığı ve jimnastiği azalttığı gibi, belirli sporların bireyin nihai boyunu değiştirebileceğine dair çok popüler inançların hiçbir bilimsel temeli yoktur. Bu sporların seçimi, bireyin biyotipine bağlıdır ve bu nedenle, uzun boylu insanların basketbol oynamayı başarma olasılığı daha yüksekken, daha kısa boylu olanların jimnastikte başarılı olma olasılıkları daha yüksektir.

Jimnastik dalının daha kısa bacak uzunluğuna sahip sporcular tarafından rağbet gördüğü ve bu sporun puberteden sonraki son yüksekliği etkilemediği bilinmektedir. Jimnastikçilerin başlangıçtaki boyları, ergenlik gelişiminin aynı aşamasında olmalarına rağmen sporcu olmayanlardan genelde daha kısadır. Yapılan çalışmalar, jimnastik dalını seçenlerde büyüme hızı ve insülin büyüme faktörü-1 (IGF-1) açısından herhangi bir farklılık olmadığını, jimnastikçilerde gözlemlenen boy kısalığının jimnastiğin etkisinden değil, seçim yanlılığından kaynaklandığını göstermektedir.
Negatif enerji dengesi olmadığı, yani diyet yeterli olmadığı sürece, ergenler tarafından şiddetli fiziksel egzersizlerin uygulanması büyümeyi bozmuyor gibi görünmektedir. Bu durumda hipotalamik-hipofiz aks değişikliğine bağlı olarak gecikmiş pubertal gelişim meydana gelebilir.

Ergenlik döneminde fiziksel egzersizin etkileri, yaşamın geri kalanı için fayda sağlıyor gibi görünüyor. Ergenlikte daha rekabetçi egzersizler yapanların, erişkenlikte daha büyük bir kemik kortikal alana ve periosteal çevreye sahip olduğu gösterilmiştir. Bununla birlikte, yüksek etkili egzersizlerin kemik büyümesinde olumsuz değişikliklere neden olup olmadığı hala tartışmalıdır.
Okul çağında olduğu gibi, direnç eğitiminin ergenlik döneminde büyüme plaklarında olumsuz değişikliklere yol açtığı fikrinin bilimsel bir temeli yoktur. Araştırmalar, ergenlik dönemindeki fiziksel egzersizlerin genç yetişkinlerde daha fazla kas dokusuna katkıda bulunduğunu göstermiştir. Direnç egzersizlerinin yapılmasından hemen sonra, dolaşımdaki testosteron ve büyüme hormonu seviyelerinde bir artış meydana gelmektedir.

Ergenlikte, farklı spor dalları kemik ve kas dokularında özel bir büyüme sağlamaktadır.

Sonuç olarak, konunun önemine rağmen, fiziksel egzersizlerin çocuk ve ergenlerin büyümesi üzerindeki etkilerini araştıran, özellikle rast-gele kontrollü klinik araştırmalar olmak üzere, yeterli metodolojiye sahip az sayıda çalışma bulunmaktadır.

Son söz olarak kanıtlar,

  1. Hamilelik sırasında fiziksel egzersizin güvenli olduğunu ve fetal büyümeyi değiştirmediğini gösteriyor.
  2. Fizyoterapist kontrolündeki fiziksel egzersizin erken doğmuş bebeklerin büyümesine katkıda bulunduğu görülmektedir.
  3. Çocuk ve ergenler tarafından yapılan fiziksel egzersizler güvenlidir ve kas, kemik ve yağ dokusu gibi bazı dokuların büyümesini belirler ve etkisini yaşam boyu hissettirdiğini göstermektedir.

Sağlıcakla.

Prof.Dr. Defne Kaya Utlu tarafından yayımlandı

23 Aralık 1976 yılında Cide/Kastamonu’da doğmuştur. Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nü 1999’da bitirdi. Aynı yıl, Hacettepe Üniversitesi’nde lisansüstü eğitimine ve araştırma görevlisi olarak Erken Ortopedik Rehabilitasyon Ünitesi’nde çalışmaya başladı. Ekim 2002 yılında “Yüksek Voltaj Kesikli Galvanik Stimulasyon ve Patellar Bantlamanın Patellofemoral Ağrı Sendromu Üzerine Etkisi” konulu tezini tamamlayıp bilim uzmanlığını alarak doktora programına başladı. 2007 yılında, Birleşik Krallık’ın onursal araştırıcısı olarak, Manchester Üniversitesi Center For Rehabilitation Science’da yürütülen “Optimizing Physiotherapy in the Treatment of Patellofemoral Pain Syndrome” konulu üniversite projesinde ve kendi dizaynı olan dizliğin patellofemoral ağrı sendromlu hastaların kas inhibisyonu üzerine etkinliğini araştırdıkları projede 6 ay süresince araştırmacı olarak çalıştı. 2008′de “Patellofemoral Ağrı Sendromunda Kas Kuvveti, Fonksiyonel Endurans, Koordinasyon ve Propriyosepsiyon” konulu tezini bitirerek doktorasını tamamladı. Eylül 2008′de Münih Teknik Üniversitesi “Abteilungund Poliklinik für Sportorthopadiedes Klinikumrechts der Isar der TUM” da rotator kılıf ve medial patellofemoral ligament cerrahisi sonrası fizyoterapi üzerine çalıştı. Sports Health yayımlanan “The Effect of an Exercise Program in Conjunction With Short-Period Patellar Taping on Pain, Electromyogram Activity, and Muscle Strength in Patellofemoral Pain Syndrome” isimli makalesi 2010 yılında “Avustralya Spor Komisyonu” tarafından okunması gereken 100 makale arasına seçilmiştir. 2010 ve 2012 yıllarında ikişer ay Manchester Üniversitesi Centre for Rehabilitation Science Arthritis Research UK ‘de gözlemci olarak çalıştı.12-16 Ekim 2010 tarihlerinde Antalya’da düzenlenen X. Türk Spor Yaralanmaları, Artroskopi ve Diz Cerrahisi kongresinde “Profesyonel basketbol oyuncularında propriyosepsiyon, kas kuvveti ve serbest atış yüzdesi arasındaki ilişki” başlıklı çalışması ile uzun süredir verilmeyen “en iyi sözel sunum & genç araştırmacı destek ödülü”nü almıştır. 2009 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Spor Hekimliği’nde öğretim görevlisi olarak çalışmaya başlamıştır. Dr. Kaya Utlu, 2013 yılında Doçent, 2018 yılında Profesör unvanını almıştır. 30’u SCI’da taranan dergilerde yayımlanan çok sayıda uluslararası ve ulusal yayını vardır. 2017 yılında Erasmus kapsamında Manchester Metropolitan Üniversitesi ve Manchester City Futbol Kulübünde (İngiltere), 2019 yılında South-West Üniversitesinde (Bulgaristan) eğitimci olarak bulunmuştur. OMICS Group International tarafından hazırlanan ve şu an basım aşamasında olan “Proprioception: The Forgotten Sixth Sense” isimli İngilizce kitabın editörü ve yazarlarındandır. Ayrıca Springer Verlag tarafından ikinci edisyonu yayımlanan “Sports Injuries - Prevention, Diagnosis, Treatment and Rehabilitation” isimli İngilizce kitabın yardımcı editörlerinden ve yazarlarındandır. Springer tarafından Mayıs 2018 tarihinde yayımlanan “Proprioception in Orthopaedics, Sports Medicine and Rehabilitation” kitabın baş editörüdür. Dr.Kaya Utlu, Türkiye Spor Yaralanmaları, Artroskopi ve Diz Cerrahisi Derneği’nin Ortopedik Rehabilitasyon &Spor Hekimliği, Propriyosepsiyon ve Çoklu Merkez Çalışmaalt çalışma gruplarının kurucu üyesidir. Dr.Kaya Utlu, 2015-2020 yılları arasında Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi Rehabilitasyon Kurucu Bölüm Başkanı, 2017-2020 yılları arasında Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Fizyoterapi Rehabilitasyon Kurucu Program Başkanı ve 2015-2020 yılları arasında Üsküdar Üniversitesi Fizyoterapi Rehabilitasyon Uygulama, Eğitim ve Araştırma Merkezi (ÜSFİZYOTEM) bünyesinde açılan NP Feneryolu Tıp Merkezi içinde yer alan Fizyoterapi Rehabilitasyon Merkezi Kurucu Müdürü olarak çalışmıştır. Dr.Kaya Utlu, Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi bünyesinde 2016-2018 yılları arasında dekan yardımcılığı, 2017-2020 yılları arasında Üsküdar Üniversitesi Girişimsel Olmayan Etik Kurul Üyeliği yapmıştır. Bursa Uludağ Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi Rehabilitasyon Kurucu Bölüm Başkanı olarak 2022 yılına kadar çalışan Dr. Kaya Utlu şu an Sağlık Bilimleri Üniversitesi'nde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. İlgi alanları: Patellofemoral ağrı sendromu (ön diz ağrısı), ön çapraz bağ yaralanmaları ve cerrahisi, kıkırdak sorunları ve cerrahisi, menisküs yaralanma ve cerrahisi, omuz rotator kılıf patolojileri ile aşil tendon yaralanma ve cerrahisi sonrası spor ve ortopedik rehabilitasyon teknikleri

Bir Cevap Yazın

Prof.Dr. Defne Kaya Utlu sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin